|
CumhurBUSHkanı
zaten belli!
Onun yeni Çankaya taşeronu seçildi!
Bu
topraklar iktidarlarının tepesindeki gerçek cumhurbaşkanı bellidir ve o da
Washington’da, Beyaz Saray’da oturmaktadır. Küresel gasp şebekelerinin
küresel tetikçisi, cumhurBUSHkanı II. Bush’un hayatlarımıza ve yakın
coğrafyamıza saldırısında payını-rantını almak isteyen bu topraklar iktidar
odaklarının birkaç aylık patırtısı bugün Abdullah Gül’ün Çankaya taşeronu
seçilmesiyle, bir mevzide (şimdilik) nihayete erdi. Küresel gasp düzeninin
dünyayı talan etmesi için planlanan yeni saldırılar ve yazılmaya çalışılan
yeni kanlı senaryolarda yerlerini ve rantlarını sağlama almaya çalışan
partili-ordulu-şirketli iktidar şebekeleri, cumhurbaşkanlığı seçimini zemin
yapıp eşekler üzerinde bolca tepindiler geçen zamanda. Cinayetler,
bombalar, e-muhtıralar, aynı gasp zemininde dans eden demokrasi havarileri
ile cumhuriyet muhafızları, faşizmin kitle ruhunu dörtnala çağıran “ordunu
sev cumhuriyeti koru” mitingleri, bol ayak oyunlu yargı tiyatroları…
Ordunun parlamento şubesi CHP seçimde hüsrana uğrayınca, urgansever MHP’nin
de desteğiyle, küresel gaspın yoksulların susturucusu olarak hazırlayıp
piyasaya sürdüğü AKP, corç kluni’sinin şahsında II. Bush’un taşeronluğu
ihalesini aldı. Gerçi apoletli kuvvetler, e-muhtıra civarlarında dolaşan
“30 Ağustos e-bildirisi”ni attılar ortaya, bugünden sonrasına hazırlanmak,
her şey yerli yerine oturmadan pozisyonu netleştirmek, “söz söylemedi”
dedirtmemek ya da seçim sonrasında hazırlanan “hep birlikte ve beraberce
gasp” valsine geçmeden önce protokol gereği nazını yapmak için. Bunu
önümüzdeki günler gösterecek. Ne olursa olsun, tüm partilerin, şirketlerin
ve de apoletlilerin tek ve vazgeçilmez efendisi “piyasalar”ı ürkütmemek
için yine borsa kapandıktan sonra yapıldı açıklama. Girişilen tepişmenin
“taraf” görünümlü tüm iktidar odaklarının hepsinin de küresel gasp düzenine
ve onun efendilerine mutlak itaat edip onun gözüne girmek için
tepiştiklerinin net göstergesi oldu bu bir kez daha.
Kriz
Baykal’ın artık yalan zorlamaları, “kale düştü” yakınmaları,
tarafsızlık, tüm Türkiye’yi kucaklayan (yani kucağa oturtan) zırvalıkları…
Korkmayın efendiler, kale zaten küresel gaspın köşküydü, yani “yıkılmadı,
ayakta”! (Belki Kriz Baykal, bir kriz sonrasında daha hisselerinin
değerlenip voliyi vuramadığına üzülüyordur.) İktidar fillerinin,
tepişmelerinde ezilen eşeklerin taraf olması için gösterdikleri çaba,
duruma “demokrasi” sosu katmak içindi; çünkü tüm partileri, şirketleri,
silahları ve de kuvvetleriyle, gaspçılar hayatlarımıza saldırmayı hiç
kesmediler. II. Bush’un uzattığı iki ucu BOP’lu değneği iktidar asası
belleyip ele geçirmeye çalışanlar, değneğin gübreli taraflarını hep bizim
tutmamız için hayli uğraştılar. Boşuna mı patladı o bombalar, döküldü
kanlar, bol kitleli-kütleli tiyatrolar…
Laikçi ya da antilaikçi bir cumhurbaşkanı, o
komik protokol-karşılama gösterilerinin ardından aynı andı içip, peşi sıra
gerçek andı olan “II. Bush’a, küresel gasp düzenine, küresel şirketlere ve
onların çıkarlarına bağlı kalacağıma, silah-uyuşturucu-petrol düzeninin
yılmaz neferi olacağıma, küresel silah tüccarları için dökülen kanı hep
birlikte içmek için uğraşacağıma…” canı gönülden bağlı hareket etmeyecek
miydi? “Şu benim cumhurbaşkanım, bu değil” inatlaşmasından reyting ve
gündem sağlayan borazanlara duyuralım: hepinizin cumhurBUSHkanı aynıdır,
bizse cumhur (sürü, yığın) olmadığımız için, başkanını da tanımıyoruz! (Borazanlar!
Siz bunu geçin de, yarın borsa ne olur, efendileriniz, patronlarınız
kazanır mı?.. Ya sizin cepler… Dolacak mı? Zaten şu anda onun
derdindesiniz, dolandırmayın meseleyi!)
Not: Böyle bir konuda yazıda bahisleri geçtiği
için gerçek fillerden ve eşeklerden özür diliyoruz. |