CumhurBUSHkanı zaten belli!

Onun yeni Çankaya taşeronu seçildi!

28 Ağustos 2007 Salı

Bu topraklar iktidarlarının tepesindeki gerçek cumhurbaşkanı bellidir ve o da Washington’da, Beyaz Saray’da oturmaktadır. Küresel gasp şebekelerinin küresel tetikçisi, cumhurBUSHkanı II. Bush’un hayatlarımıza ve yakın coğrafyamıza saldırısında payını-rantını almak isteyen bu topraklar iktidar odaklarının birkaç aylık patırtısı bugün Abdullah Gül’ün Çankaya taşeronu seçilmesiyle, bir mevzide (şimdilik) nihayete erdi. Küresel gasp düzeninin dünyayı talan etmesi için planlanan yeni saldırılar ve yazılmaya çalışılan yeni kanlı senaryolarda yerlerini ve rantlarını sağlama almaya çalışan partili-ordulu-şirketli iktidar şebekeleri, cumhurbaşkanlığı seçimini zemin yapıp eşekler üzerinde bolca tepindiler geçen zamanda. Cinayetler, bombalar, e-muhtıralar, aynı gasp zemininde dans eden demokrasi havarileri ile cumhuriyet muhafızları, faşizmin kitle ruhunu dörtnala çağıran “ordunu sev cumhuriyeti koru” mitingleri, bol ayak oyunlu yargı tiyatroları… Ordunun parlamento şubesi CHP seçimde hüsrana uğrayınca, urgansever MHP’nin de desteğiyle, küresel gaspın yoksulların susturucusu olarak hazırlayıp piyasaya sürdüğü AKP, corç kluni’sinin şahsında II. Bush’un taşeronluğu ihalesini aldı. Gerçi apoletli kuvvetler, e-muhtıra civarlarında dolaşan “30 Ağustos e-bildirisi”ni attılar ortaya, bugünden sonrasına hazırlanmak, her şey yerli yerine oturmadan pozisyonu netleştirmek, “söz söylemedi” dedirtmemek ya da seçim sonrasında hazırlanan “hep birlikte ve beraberce gasp” valsine geçmeden önce protokol gereği nazını yapmak için. Bunu önümüzdeki günler gösterecek. Ne olursa olsun, tüm partilerin, şirketlerin ve de apoletlilerin tek ve vazgeçilmez efendisi “piyasalar”ı ürkütmemek için yine borsa kapandıktan sonra yapıldı açıklama. Girişilen tepişmenin “taraf” görünümlü tüm iktidar odaklarının hepsinin de küresel gasp düzenine ve onun efendilerine mutlak itaat edip onun gözüne girmek için tepiştiklerinin net göstergesi oldu bu bir kez daha.

Kriz Baykal’ın artık yalan zorlamaları, “kale düştü” yakınmaları, tarafsızlık, tüm Türkiye’yi kucaklayan (yani kucağa oturtan) zırvalıkları… Korkmayın efendiler, kale zaten küresel gaspın köşküydü, yani “yıkılmadı, ayakta”! (Belki Kriz Baykal, bir kriz sonrasında daha hisselerinin değerlenip voliyi vuramadığına üzülüyordur.) İktidar fillerinin, tepişmelerinde ezilen eşeklerin taraf olması için gösterdikleri çaba, duruma “demokrasi” sosu katmak içindi; çünkü tüm partileri, şirketleri, silahları ve de kuvvetleriyle, gaspçılar hayatlarımıza saldırmayı hiç kesmediler. II. Bush’un uzattığı iki ucu BOP’lu değneği iktidar asası belleyip ele geçirmeye çalışanlar, değneğin gübreli taraflarını hep bizim tutmamız için hayli uğraştılar. Boşuna mı patladı o bombalar, döküldü kanlar, bol kitleli-kütleli tiyatrolar…

Laikçi ya da antilaikçi bir cumhurbaşkanı, o komik protokol-karşılama gösterilerinin ardından aynı andı içip, peşi sıra gerçek andı olan “II. Bush’a, küresel gasp düzenine, küresel şirketlere ve onların çıkarlarına bağlı kalacağıma, silah-uyuşturucu-petrol düzeninin yılmaz neferi olacağıma, küresel silah tüccarları için dökülen kanı hep birlikte içmek için uğraşacağıma…” canı gönülden bağlı hareket etmeyecek miydi? “Şu benim cumhurbaşkanım, bu değil” inatlaşmasından reyting ve gündem sağlayan borazanlara duyuralım: hepinizin cumhurBUSHkanı aynıdır, bizse cumhur (sürü, yığın) olmadığımız için, başkanını da tanımıyoruz! (Borazanlar! Siz bunu geçin de, yarın borsa ne olur, efendileriniz, patronlarınız kazanır mı?.. Ya sizin cepler… Dolacak mı? Zaten şu anda onun derdindesiniz, dolandırmayın meseleyi!)

 

Not: Böyle bir konuda yazıda bahisleri geçtiği için gerçek fillerden ve eşeklerden özür diliyoruz.