|

17 Mart 2007 Cumartesi
Zoom'cu Mesut'a cevap
Cüppeli general, 22 Ocak'ta Sabah gazetesine
verdiği röportajda, kameralarıyla kışlalarındaki gençlerin nefes alış
verişini bile kaydetmekle övünmüştü. Gençlere "nefes tut! hazır ol!" emirleri
saçan rektörlük sarayına %52'nin yanıtı, 16 Mart Cuma günü İstanbul Üniversitesi
Yabancı Diller bölümünde bildiri şeklinde verildi.

22 Ocak 2007 Pazartesi
Hrant Dink’in de yürüdüğü koridorlarda
katil iktidarlara öfke
Bugün saat 12.30’da İstanbul Üniversitesi
Edebiyat Fakültesi’ndeki Hergele Meydanı, katil iktidarların Cuma günü
Hrant Dink’i, bir Ermeni kardeşimizi daha katletmesine olan öfkenin sisiyle
kaplandı. Bütün meydanı kaplayan sis, gözün gözü görmesini engellerken,
gökyüzünden soykırımcı uzantısı, küresel iktidarların ayak işçisi kontrgerillanın
işlediği cinayete olan öfkenin bildirileri yağdı. Sis dağılmak üzereyken
merakla bekleyen insanlar ve yangın olduğu sanısıyla çağrılan itfaiye
ekipleri, meydana bakan üst kata asılmış “Zalimlerin Zulmüne Karşı Hepimiz
Hrant Dink, Hepimiz Ermeniyiz - %52” pankartıyla karşılaştı. Okulun özel
“güve”nlikleri pankartı kaldırmak için müdahale etmeye kalkıştığında,
meydanda toplanmış olan gençler, güveleri yuhalayıp “Hepimiz Hrant Dink,
Hepimiz Ermeniyiz” sloganını attılar.
Katiller, genç Polat Alemdar devşirmelerini
“vur-yakalan” suikastlarında öne atıp bu işten kurtulabileceğinizi sanıyorsanız,
yanılıyorsunuz. Bu toprakların %52’si, katil iktidarların ellerindeki
kanı görüyor! Bugün, katlettiğiniz Hrant’ın da okuduğu okuldan, bir zamanlar
yürüdüğü koridorlardan haykırıyoruz: bu topraklarda doğmuş, ekmeği paylaşmış,
yaşamış, âşık olmuş, dertlenmiş, oynamış hiçbirimizi susturamayacak, sindiremeyecek,
pes ettiremeyeceksiniz. %52, zalimlere, soykırımcılara, katillere, iktidarlara
karşı tüm öfkesiyle burada! Hep burada olacağız, özgürlük ve hayat için
mücadele edeceğiz!
ZALİMLERİN ZULMÜNE KARŞI HEPİMİZ HRANT
DİNK, HEPİMİZ ERMENİYİZ!
Gökyüzünden yağan öfkenin bildirisi:
|
ZALİMLERİN ZULMÜNE KARŞI
Bu okulun cüppeli generallerinin de soyu olan İttihatçı soykırımcıların
uzantısı, küresel iktidarların ayak işçisi kontrgerilla, bir Ermeni
kardeşimizi daha katletti. O tetiğe yaşadığımız topraklarda ve yakın
coğrafyamızda yürütülen kanlı iktidar senaryolarını hızlandırmak
için basıldı. Kendisi gibi düşünmeyeni bastıran, susturan, “kendisinden”
olmayanı yok eden faşist-ırkçı-kafatasçı katiller, hayata saldırıp
tahtlarınızda rahat rahat oturabileceğinizi sanıyorsanız, yanılıyorsunuz.
Medyasıyla, adalet tiyatrosuyla, 301’li yasalarıyla, yıllardır sırf
Ermeni olduğu için Hrant Dink hakkında linç kampanyaları yürüten,
ona yönelik ırkçı saldırıları provoke eden/öven, onu dışlayan, yargılayan
iktidarlar, şimdi ağzınıza doladığınız “kınıyoruz” timsah gözyaşlarıyla
kendinizi aklayamayacaksınız. Genç Polat Alemdar devşirmelerini
“vur-yakalan” suikastlarında öne atıp bu işten kurtulamazsınız.
Bu toprakların %52’si, elinizdeki kanı görüyor, katil iktidarlar!
92 yıldır ellerinizi kaplayan Ermeni kardeşlerimizin kanı ile cinayet
şebekesi devletinizin derinliklerine saklanamayacaksınız, Veli Küçük’lü-büyüklü
çetelerinizle bu topraklar insanının hayatlarına daha fazla saldırmanıza
izin vermeyeceğiz.
Buradan, katlettiğiniz Hrant’ın da bir zamanlar yürüdüğü bu koridorlardan
haykırıyoruz: bu topraklarda doğmuş, ekmeği paylaşmış, yaşamış,
âşık olmuş, dertlenmiş, oynamış hiçbirimizi susturamayacak, sindiremeyecek,
pes ettiremeyeceksiniz. Biz buradayız, katiller! Bu hayat bizim,
hayatımızı çalmanıza izin vermeyeceğiz! Siz defolun! Kontrgerillanızı,
medyanızı, cüppelerinizi, apoletlerinizi, yalanlarınızı alın, bu
topraklardan da, bu coğrafyadan da, bu dünyadan da defolun!
%52, zalimlere, soykırımcılara, katillere, iktidarlara karşı tüm
öfkesiyle burada! Hep burada olacağız, özgürlük ve hayat için mücadele
edeceğiz!
HEPİMİZ
HRANT DİNK,
HEPİMİZ ERMENİYİZ!
|
 |
22 Aralık 2006 Cuma
Bırakın Ulusal Polat Alemdar kırmalarının
ardına saklanmayı, kendiniz gelin, üniversite kralları!
Yaşadığımız topraklardaki pek çok üniversitede
sivil faşist saldırılar artıyor. Bunun bir yansıması da Çarşamba günü
İstanbul Üniversitesi'nde gerçekleşti. BMGD, İÜ'deki saldırının ertesi
günü bu saldırıların niye arttığına dair üniversitenin krallarını çıplak
bırakan bildirisini Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde dağıttı. Üniversitenin
krallıkları, yine genç olan Ulusal Polat Alemdar kırmalarını gençlerin
üzerine saldırtıp sonra da "sağ-sol çatışması" yalanıyla gençlere saldırmayı
artık bıraksınlar da, kendileri kalkıp gelsinler... Yakışıyor mu hiç koca
koca "adam"lara?!

7-8 Aralık 2006 Perşembe,
Cuma
Beyazıt Meydanı'nı Güzelleştirme
Derneği'nden
üniversitelilere okuma-yazma kursu!
Cüppeli generallerin duvarlara afiş
yaptırmayı yasakladığı İÜ Beyazıt Memoliler Kışlası'nda, Beyazıt Meydanı'nı
Güzelleştirme Derneği, baskılara karşı yeni bir kampanya başlattı. Üniversiteliler
için okuma-yazma kursu açan BMGD, İÜ Edebiyat Fakültesi'ndeki duvarlarda
ve yemekhane duvarlarında kursun duyurularını yaptı, hatta ilk dersler
başladı. Kursa katılmak isteyenler, irtibata geçebilirler.

Edebiyat yemekhanesindeki bu fişimizde ne yazıyor?
AYŞE KAMERAYA GÜLÜMSE
|

Ali kimleri sevmiyor? ME-MO-Lİ-LE-Rİ
|

Edebiyat koridorunda şimdi hep beraber heceliyoruz:
A-Lİ KİM-Lİ-Ğİ-Nİ GÖS-TER-ME
|

Edebiyat Fakültesi: Dekanlık
|

Edebiyat Fakültesi: Matematik Bölümü
|

Edebiyat Fakültesi: Alt Koridor
|
24 Kasım 2006 Cuma
Cüppeli
generallere karşı, Memolilere karşı, özel güvelere karşı
İstanbul Üniversitesi'ndeki kampanya eylemlerimiz artarak sürüyor
İstanbul
Üniversitesi güvelere karşı naftalinlendi
Bugün özel "güve"nlik
için kötü bir gün. Beyazıt Meydanı’nı Güzelleştirme Derneği ve Siyasal
Bilgiler Fakültesi Gerçekleri Söylemekten Tırsanlar Kulübü’nün beraber
organize ettiği güvelere karşı naftalin eylemi, Edebiyat Fakültesi ve
Siyasal’da gündemi belirledi. Sabah Siyasal’a gelenler okulda “doğalgaz
sızıntısı” olduğu söylenerek bir süre okula alınmadı; idare İGDAŞ'ı çağırdı.
Naftalinleme eyleminin iki ayaklı güve zararlılarına karşı yapıldığının
anlaşılması pek uzun sürmedi. Kilolarca naftalinin akşamdan Siyasal’a,
sabah da Edebiyat’a serpilmesinden dolayı çaresiz kalan güvelerin solunum
ve sinir sistemlerinin iyice bozulduğu görüldü. Yapılan eylemlere, asılan
afişlere, dağıtılan bildirilere karşı anında reaksiyon gösteren, saldıran
güvelerin, ortalığa yayılan keskin naftalin kokusu karşısındaki çaresizlikleri
ve düştükleri gülünç durum karizmalarını iyice çizdi. Gerçek güveler bile
naftalinden onlar kadar etkilenmedi. SBF hocalarından Rauf Versan "eylem
dediğin böyle olur" diyerek tebriklerini iletti. İnsanlıktan arındırma
saldırılarına karşı hayalgücü eylemleri önümüzdeki günlerde de sürecek.
Tırsanlar Kulübü de eşzamanlı olarak ilk bildirisini bugün dağıttı. Siyasal
Bilgiler Fakültesi’nin duvarındaki büyük rölyefin altında yazan, Atatürk’ün
“Gerçekleri söylemekten korkmayınız” sözüne ironi yaparak perspektiflerini
oluşturan kulübün tırsaklığı şimdiden nam saldı.
Takdir edersiniz ki naftalin kokusunun fotoğrafını
çekmemiz mümkün değildi. Ama okulun naftalinlendiğine dair uyarı yazılarını
birçok yerde görmek mümkün.

SBF Gerçekleri Söylemekten Tırsanlar Kulübü’nün
bugün (24 Kasım) dağıttığı ilk bildirisi.
Tırsak faaliyetler devam edecek
20 Kasım 2006 Pazartesi
Hiçbir renge tahammülleri yok,
hemen sinirleniyorlar!
Beyazıt Meydanı’nı Güzelleştirme Derneği’nin
bugünkü faaliyetleri, özel güveleri ve Memolileri çılgına çevirdi. Siyasal
Bilgiler, Hukuk ve Fen Edebiyat Fakültelerinin tuvaletlerine yapılan güzelleştirme
çalışmaları, sınavlar dolayısıyla her anlamda sıkışmış gençlerin yüzünü
bir nebze olsun güldürdü. 89-90 döneminde polisin okulu işgali karşısında
polisi dumura uğratan eylem, yıllar sonra bu kez Memolileri ve özel güveleri
aynı akıbete uğrattı. Memoliler ve özel güveler, tuvaletlere topluca baskın
düzenlediler, insanları işerken bile rahatsız ettiler. Tuvaletleri insandan
arındırıp kendilerine ayrılmış bölümleri temizliğe giriştiler. Halbuki
onlara yapılan bu ince jeste böyle karşılık vermemeliydiler. Derneğimiz,
elindeki imkanlarla ancak bu kadarını yapabiliyor. Ama bir dahaki sefere
daha çok özen göstermeye çalışacağız.
Bu hafta içi kampanyanın üçüncü aktivitesi
daha ilgi çekici olacak. Bu aktivite özellikle özel güveleri hedef alacak.
Aktiviteye katılmak isteyenler iletişime geçebilir. Yeniden hortlayan
12 Eylül baskılarına ve uygulamalarına karşı, insan olan, vicdanı olan
herkesi bir şeyler yapmaya davet ediyoruz.
Beyazıt
Meydanı’nı Güzelleştirme Derneği
Edebiyat
Fakültesi
|

Siyasal Bilgiler Fakültesi
|

Hukuk Fakültesi
|

Fen Fakültesi
|
16 Kasım 2006 Perşembe
BEYAZIT MEYDANI’NI GÜZELLEŞTİRME
DERNEĞİ’NDEN AÇIKLAMA
Beyazıt Meydanı’nı Güzelleştirme Derneği,
İstanbul Üniversitesi Merkez bina ve Fen Edebiyat Fakültesi’nde ilk kampanya-eylemlerine
başladı. Aynı anda bütün fakültelerde afişler asıldı, bildiriler dağıtıldı,
kuşlamalar yapıldı.
Üniversitede geçen seneden beri artarak
süren baskılar 80’li yıllardaki seviyeye ulaştı. Birçok kişinin soruşturmalara
uğraması, okuldan atılması, uzaklaştırılması, artık sıradan bir rutine
dönüştü. Memolilerin (polis) ve güvelerin (özel güvenlik) gemi azıya almış
tacizleri ve saldırıları, gençlik hareketlerine karşı zafer sarhoşluğu
içinde olduklarının göstergesi. Okul dışında "Avrupa Birliği kriterlerine
uygun bir kamuflaj içine giren" iktidarlar, kampüslerin içinde ise cüppeli
generallerin 12 Eylül faşizmini aratmayan uygulamalarını milyonların gözlerinden
ırak bir şekilde sürdürüyorlar. “Güvenliği sağladık, her şey kontrolümüz
altında”nın son rötuşlarını yapanlar, yanıldıklarını yakında anlayacaklar.
Bu topraklarda patlama noktasına gelen milyonlarca gencin isyanından korkuyorlar.
Baskılar sadece üniversiteliler için değil; asıl kaygıları, gençliğin
isyanında sembol önemde olan Beyazıt Meydanı’na bütün olası çıkışları
engellemek. MGK’nın kırmızı kitaplı gündemlerinde ele alınan gençlik meselesi,
küresel ve bölgesel iktidarlara oynayanlar için artık bir korkuya dönüştü.
Gençliğe yönelik saldırılar açısından dünyadaki bütün ülkelere açık ara
fark atan Türkiye iktidarları, şu ana kadarki Kürt-Türk, laik-antilaik,
Alevi-Sünni, solcu-sağcı şeklinde birbirine çatıştır, kişiliksizleştir,
disipline et, kontrol et, uyuştur politikalarının sınırlarına geldi. Şimdiye
dek vatan-millet edebiyatıyla, “aman dış düşmanlar, yaman iç düşmanlar”
diye bin bir bahane vaatle oyalanan gençler, hayatlarını kimlerin gasp
ettiğini fark ediyorlar. Yapılacak olan, sadece, dizlerinin üzerinde yürümek
yerine ayağa kalkmak. Taksim bu topraklarda yaşayan milyonların sembol
meydanı ise, Beyazıt Meydanı milyonlarca gencin meydanıdır. Şartlar ilk
bakışta ne kadar olumsuz olursa olsun, Beyazıt Meydanı’nı güzelleştirmenin
zamanı geldi. Bütün krallar çıplak!

|