|

26 Aralık 2006 Salı
Kadıköy GARSONLAR'ın dergisinin ilk sayısı çıktı
Kadıköy
GARSONLAR'dan merhaba,
Biz, Kadıköy Moda’da çalışan garsonlar, artık masalardan hesap sormanın
ötesinde, ayrı ayrı zorunluluklar dayatarak hepimizi geceli gündüzlü
“hizmet”e zorlayan, nice hayatları gasp eden bu sistemden, gaspçılardan
hesap sormanın vaktinin geldiğini düşündük. Sistemin zorunluluklarında
yıpranmış ve yıpratılmış insanların derdine, deşarjına servis yapan
bizler, kendi hayatlarımızdan da yola çıkarak bir özgürlük mücadelesinin
adımlarını atmaya çalışıyoruz. Farklı farklı hayatları, insan
hikâyelerini hem “ayık” hem de sarhoş haliyle gördük, görüyoruz; şimdi
de hayat bilgimizi yazma isteğiyle, “Kadıköy Garsonlar” isimli
dergimizin ilk sayısını çıkardık. Arzumuz, bu çabamızın %52’nin özgürlük
mücadelesinde bir adım daha olmasıdır. Kadıköy’deki bir mekânda,
tepsisinde %52’nin öfkesini de taşıyan garsonların yakınlarında,
dergimizle karşılaşabilirsiniz. Ve karşılaştığınızda aklınızda bulunsun,
bu dergi en iyi, bir duble rakı ve Zeki Müren’in sesi eşliğinde okunur!
İlk sayıdan:
Neden Garsonlar?
Tanju Okan, bir şarkısında “dünyanın merkezi bu meyhane” diye söylerdi.
Zaman, mekân ve insan ilişkilerinde herkesin hayatında bir meyhane
olabilir. Bir meyhanenin ya da şimdi daha yaygın olarak bir barın
dünyanın merkezi olması, oradan doğru dünyaya bakılması kimi zaman
yanıltıcı da olsa, hayatı anlamada birçok açıdan, birçok bakış açısına
göre daha sahici bir perspektif de sunar. Bir akşamüstü yorgunluğunda
kendimizi attığımız mekânlarda, insanların arasında gerçek dünya ile
hayal dünyası arasındaki geçişler her türlü duygusal salınım içererek
yaşanabilir. İnsanlar mekânla kendini arar bulur. Mekânlarda insanlarla
kişiliğini bulur. Zaman da onlara çoğu zaman acımasız davranır.
İnsan-mekân ilişkilerinde aracı durumundaki garsonlar, kendi
hayatlarının yanında birçok hayatı da işleri gereği yaşarlar. Gündüzün
boş masaları akşama doğru yavaş yavaş dolar. Bütün gün dolan insanlar
yavaş yavaş içlerini boşaltırken, garsonlar boşalan bardakları doldurur.
Biri boşalırken biri dolar. Müdavimler ve garsonlar, mesleki olarak
korunması gereken aradaki mesafeleri çoğu zaman aşmaya çalışırlar. Bu
durum iyi olduğu kadar kötü de olabilir. İzdivaçlar genelde hesap denen
anın gerçekliğinde soğukluklar yaşar. Pandora’nın tip kutusu açıldığında
ayrı dünyalar, aynı dünyalar, iyiler kötüler birbirine karışır. Gerçi
bizim mekânda tip kutusunu genelde kadrolu hırsızımız açar.
Garsonların hayata müşteri profilli promilli bakışların ötesinde
bakabilmesi mümkün mü? Belki mümkün, bunu deneyeceğiz. Bir esnaf
sıkıntısını tavla, at yarışı dışında bir çabayla aşmayı deniyorlar da
denebilir, varsın, o da densin. Her gün masalarda dünyanın bin bir
derdine kulak misafiri oluyoruz. Herkes bu kahrolası hayattan kendi
bildiğince hesap soruyor, sorguluyor; biz de üstüne gidip onlardan hesap
soruyoruz.
Garsonlara artık hesap pusulasının gösterdiği masanın hesabını sormak
yeter mi? Her biri ayrı zorunluluktan garson olmuş hayatlarımıza biraz
olsun nefes aldırarak hayat bilgimizi yazalım istedik. Hesap pusulasını
bu kez kendini dünyanın merkezine koyup nice hayatları gasp edenlerin
suratına çarpmayı düşünüyoruz. Bu zamanda garsonlardan iyi kim hesap
sorabilir ki?!
Kadıköy GARSONLAR'la irtibat için: garsonlar@yahoo.com
|