15 Haziran 2007 Cuma:

“Tabutu çalınan cemaat”, yılmadı, yırttı kefeni:
ÖSS’ye İnat Yaşasın Hayat!

23 Mayıs 2007 Çarşamba:

Cüppeli generallere ve onların güvelerine karşı Hayalgücü ve gençliğin vicdanı eylemde

19 Mayıs 2007 Cumartesi:

"19 Mayıs firarileri" iş başında

30 Nisan 2007 Pazartesi:

Sadece Bodrum Paşası'nı dinleriz, faşist korku filmini bir daha izlemeyeceğiz!

14 Nisan 2007 Cumartesi:

Araf: Artık yeter lan!

29 Mart 2007 Perşembe:

%52, Koç Holding ile taşak geçti!

17 Mart 2007 Cumartesi:

Zoom'cu Mesut'a cevap

15 Mart 2007 Perşembe:

"Lanetlitepe"den Kocaeli sokaklarına Araf



Göztepe-Bostancı %52 hattından gece görüntüleri (17 Kasım)

Son 3 mesaj...

yusuf (16 Nisan 2008)

arkadas lar yasim 30 olamasina ragmen sizin eylemleriniz ze ozel...

UkaLa_CocuK (25 Mart 2008)

Sitenizi Devamlı Takip Ediyorum... Sizi Destekliyorum. ece arkadaşımın dediği gibi...

ece (6 Mart 2008)

merhaba bn izmrden ece dünden beri afişleri coqaltıp daqıtyorum a4 boyutunda...




ofke@yuzde52.org

nedir@yuzde52.org



6 Kasım 2007 Salı

DÜN

BUGÜN

YARIN?

Utku Uzunay

Duygu Laloğlu

BURAYA
BİR GENCİN
DAHA
EKLENMESİNİ İZLEMEYECEĞİZ!

Robertson&Cumali, bugün, 2 Kasım’da bir otel odasında bir kutu ilaç içmiş halde ölü bulunan 20 yaşındaki Duygu’nun kayıtlı olduğu Boğaziçi Üniversitesi’nde Duygu’nun katilinin kim olduğunu sordu. Ambalajında “prestij, başarı, rahat ve özgür ortam” yazan Boğaziçi Üniversitesi’nin pandora kutusu açıldığında, önceki yıl bir mezun ve bir öğrencinin, bugün de Duygu’nun intiharı çıkıyor içinden, ama üniversite kraliçeliği konuyu hiç üzerine alınmıyor. Bugün Duygu’nun fotoğraflarıyla “Katilim Kim?” afişlerini güney kampüsün pek çok yerine astıktan ve afişlerde ipucunun da orta kantinde olduğunu ekledikten sonra, orta kantine ipucunu veren afişi astık. Gördük ki, Boğaziçi’nin en liberal, en rahat, en şu en bu ortamının öğrencilerinin pek çoğu Duygu’nun ölümünden habersiz! Açıkçası, afişlere bakmadan ya da şöyle bir kafasını çevirip geçen pek çok “insan”ın varlığı, Duygu’nun katilinin biraz da kim olduğunu gösterdi!
Dün Utku, bugün Duygu, yarın kim? Bu sorunun cevabı yeni bir genç ölümle daha verilmeden, gaspın küreselleşmesinin akademik goygoycusu Boğaziçi’nde de yürütülen bu kıyıma karşı ses çıkarma zamanı. Kraliçe Ayşe’nin sessizliği ve öğrencilerin umursamazlığı, boğazına kadar bokun içinde olduğundan başı dik dolaşmanın bir hali! Başı dikliğe kanmayanlar şimdi ses çıkarmalı!

Kampüsün pek çok yeri üstteki
afişle donatıldıktan sonra, orta kantine ipucunu veren yandaki büyük afiş asıldı.


19 Aralık 2006 Salı

Robertson&Cumali bugün “kapandı”

Tanrı Soros'un Hisarüstü'ndeki elçisi haşmetli Queen Ayşe I'in, Perşembe günkü bildiri ve afişlerimizi "kaba" bulduğunu öğrenince, biz de bugün kendisine yakışır afişler astık, bildiriler dağıttık. "Madem Soros'un 'Açık Toplum'unun arkasına sığınıp gizli işler çeviriyorsunuz, alın size açıklık" dediğimiz bildirimizden çok hoşlanmadığınızı öğrenince majestelerinin önünde saygıyla "kapandığımızı" açıklayan bildiriler dağıttık. Afişler yine gençlerden ve üniversite çalışanlarından ilgi gördü. Ayrıca bazı profesörlerin ilgisi ve bildiri talepleri de kayda değerdi. Önceki afişlerimize "açıklığı" bahane ederek laf eden muhafız alayları, saygıda kusur etmeyen bu afiş ve bildirilerimize laf edemediler, bakakaldılar. Soros beslemesi Queen Ayşe I'in kendi terbiye sınırları dahilindeki bu afişlerimiz üzerine de çevirdiği dolaplar hakkında bilgi vermeyeceğinden eminiz. Ama majesteleri kendisidir, tanrı Soros'un elçisidir, ne isterse onu yapar!


14 Aralık 2006 Perşembe

Robertson&Cumali'den Soros'un rektörü Ayşe'ye AÇIK olma çağrısı!

Normalde duvara asılan afişleri duvarın taşı, tuğlası, boyası sanan,
etrafında yaşanan her şeye karşı çimlerde kendini kamufle eden Boğaziçililerin Ayşe'ye ve açık toplum projesine ilgisi gittikçe arttı.

Küresel saldırganların yaşadığımız coğrafyaya düzenleyecekleri saldırılar için üs belledikleri İstanbul’u yeniden inşa etme çabalarında Boğaziçi Üniversitesi’nin de içinde bulunduğu bölge de bu inşa saldırısına dahil edilmeye çalışılıyor. Tıpkı Armutlu’da planladıkları gibi, Rumeli Hisarüstü’nü bir rant alanı olarak küresel rantçılara açmaya çalışıyorlar. Amaçları, bölgeyi insandan arındırıp küresel açgözlü gaspçı katillerin boğaza nazır katliam üssü haline getirmek. Mahalleleri kaldırmayı, insanları sürmeyi, Boğaziçi Üniversitesi’ni taşımayı ve “temizlenmiş” araziyi rant için peşkeş çekmeyi planlıyorlar.

Robertson&Cumali, küresel gaspçı Soros’un kollarının uzanıp rektör Ayşe aracılığıyla sardığı Boğaziçi Üniversitesi’nde, bugün bu saldırıya karşı kampanyasının ilk adımını afişler ve bildirilerle attı. Aynı zamanda kampüste %52 ÖFKE dergisinin masası açıldı. Afişlerin, bildirilerin okunma oranının pek az olduğu Boğaziçi’nde, Robertson&Cumali’nin afiş ve bildirilerinin gençler ve üniversite çalışanları tarafından ilgiyle karşılandığını, dikkatle okunduğunu gözlemledik.

Soros beslemesi Ayşe’nin pek bir liberal “güve”leri, çok beğenmiş olacaklar ki afişlerin fotoğraflarını çekip telefon trafiğini hızlandırdılar. Biz de “e madem beğendiniz, bildiri alın” dedik. Liberal ortamıyla meşhur Boğaziçi’nin güveleri “Tabii, her özgürlüğün bir sınırı vardır” şeklinde felsefi perspektiflerini açıkladılar. Özgür ortam pazarlamalı üniversitenin gerçek yüzünün atılan adımlarla daha da ortaya çıkacağının farkındayız.

Ancak gençlerin büyük bir çoğunluğu afiş ve bildirilerdeki “Açık”lık esprisini anladılar. Afişleri ilgiyle okuyan üniversite çalışanları, burada çalıştıkları seneler boyunca bu projeyi bildiklerini, üniversitenin taşınıp oranın turizm merkezine çevrilmesi planına karşı olduklarını söylediler.

Eski Robert Kolej’in kampüsüne kurulu Boğaziçi Üniversitesi’nin ürettiği bir yandan Batılı-batı heveslisi, diğer yandan Doğulu çift kişilikli şizofreniden esinlenerek ismini koyan Robertson&Cumali olarak önümüzdeki haftalarda kampanya eylemlerimizi sürdüreceğiz. Gizli kapaklı “açık toplum” numaralarına karşı kampanya eylemlerde aktif olarak yer almak isteyenler bizimle irtibata geçebilirler. Bizim Soros’a ve onun Ayşe’sine karşı tavrımızın milliyetçi-ulusalcıların faşist tavrıyla ilgisi olmadığını, “ulusal kapitalizm mi, küresel kapitalizm mi” iki ucu boklu değneğiyle işimiz olmadığını da söyleyelim. Biz, hayat, doğa ve insan düşmanı kapitalizme her zaman, her yerde, her koşulda karşıyız.

O yüzden de derdimiz Boğaziçi Üniversitesi’nin taşınıp taşınmaması değil. Bu, umurumuzda da değil. Biz kapitalizmin hayata saldırısına, İstanbul’un küresel gaspçıların saldırı üssü haline çevrilmesine, mahallelerin insansızlaştırılıp Soros ve türevi küresel açgözlülere peşkeş çekilmesine karşıyız. İnsan olanın da karşı olacağına inanıyoruz. Rant için yaşadığımız yerleri peşkeş çeken bu yardakçılara karşı herkesi mücadele etmeye çağırıyoruz.


Not: Yukarıdaki açık ve çıplak vatandaşlar
Spencer Tunick'in eserlerinden
Boğaziçi Üniversitesi'ne uyarlanmıştır.