|
14
Mayıs 2008 Çarşamba
Tükete tükete tükenenlere %52’den büyük katkı!
Kapitalizmin kutsal tüketim günlerinden,
annelerin gelecek yatırımı çocuklarından “avans” çektiği,
kredi kartı bonusuna “ana sevgisi” illüzyonunun yüklendiği
“anneler günü”nden bir gün önce, İstanbul’daki iki soygun
merkezine soyulmaya gelmiş tüketicilere dolar saçtık.
Tüm dolarları dağıttıktan, insanlar güzelce kapıştıktan
sonra, bir buçuk yıl önce 16 yaşındaki Burak ve 3,5
yaşındaki Ayşenur’a mezar olan Cevahir Soygun Merkezi’nin
gösterişli ve fıskiyeli havuzunu kan kırmızısına çevirdik.
|
|
|
Cevahir Soygun Merkezi |
|
|
|
Tepe Nautilus Soygun Merkezi
|
“Anneler günü”, kredi kartı son ödeme
tarihlerinin intiharlarla hayat limitine dönüştürüldüğü bu
tükeniş kültüründe, cepteki son kuruşun dahi gaspçıların
kasasına akıtıldığı, gaspçıların kutsal soygun gününe
tüketicilerin de güle oynaya “beni de (s)oyun” diye
katıldığı bir tüketim ayini ve bu ayinde artık her sınıfa
göre çeşitlenen kutsal tüketim/soygun mabetleri hınca hınç
dolar. Biz de bu mabetlerden Cevahir Soygun Merkezi ile
Kadıköy Tepe Nautilus’a aynı günde ve aynı saatlerde iki
ziyaret gerçekleştirdik.
Neler olup bittiğini videolardan
izleyebilirsiniz zaten. Ama nasıl olduğunu buradan
okuyabilirsiniz: 10 Mayıs öncesinde oturduk, her bir
ayrıntısına özen gösterdiğimiz çeşitli dolarlar hazırladık.
(Dolarları
görmek için tıklayın). 100’lük ve 52’lik
banknotlar halinde tomar tomar dolarları cebimize doldurduk,
kan kırmızısı gıda boyası kavanozunu çantamıza koyduk, 10
adet kamerayı ekiplere paylaştırdık, eh, çabuk çakılmayalım
diye şöyle şıkça da giyindik ve 10 Mayıs’ta soygun
merkezlerinin yolunu tuttuk. %52 Öfkenin Hayal Güçleri’nin
ortaklaşa organize ettiği eylem için, Robertson&Cumali,
Gerçekleri Söylemekten Tırsanlar Kulübü, Yeldeğirmeni
Otonomu ve MALlama’dan eylemciler Cevahir Soygun Merkezi’ne,
Mor(+), Korsan, Gülsuyu Otonomu ve Cemiyet-i Hergele’den
eylemciler de Kadıköy Tepe Nautilus Soygun Merkezi’ne gitti.
Paranın saçılacağı ve beş farklı açıdan çekimlerin
yapılacağı yerlerimizi seçtik (kan havuzunun yeri zaten
belli) ve havadan dolarlar yağmaya başladı.
Boyut ve renk olarak gerçeğiyle aynı dolarlar
yere yaklaştıkça gördüklerimiz karşısında “gözümüz korktu”
mu demeliyiz, yoksa “bildiğimiz çıktı” mı, tam emin değiliz.
Paraları çaktırmadan cebine/cüzdanına atanlar, kendisi rezil
olmamak için paraları çocuklarına toplatanlar (kutsal
anneler!), yağan para karşısında ilk şaşkınlığını attıktan
sonra yere kapananlar… En laikçi politikacıların mahalle
baskısı zırvalıklarının malzemesi ve destekçisi kadınların
da başörtülü kadınların da doları görünce diz çökmesi,
iktidar borazanı analizciler tarafından “işte toplumsal
barış” olarak mı yorumlanmalı, yoksa kavram uydurma yarışına
biz de “kapitalizm baskısı”yla katılabilir miyiz, bunu ahkâm
kesicilere bırakıyoruz. Panik yaşayan özel güvenliklerin
bazılarının dolara (gerçek sanıp) atlaması da gözlerimizi
yaşarttı (gülmekten). Ama sanırız, üst katlardan birinde
çekim yapan arkadaşımıza yaklaşan bir kişinin söylediği şu
söz durumu özetliyor: “Gerçekse, şurdan atlarım aşağıya!”
Aslında birebir gerçek dolar atmamamızın bir sebebi de bu
ihtimalden çekinmemizdi gerçekten de!
Açıldıktan bir süre sonra 13 gün arayla Burak ve Ayşenur’un
canını alan, gençlerin güvenlikçiler tarafından arka odalara
çekilip dövüldüğü Cevahir Soygun Merkezi’nin o cafcaflı
tüketim cilasının altındaki kanı havuzundan açığa çıkarmak
ise bu soyguncu katillere karşı ayrı bir hatırlatmaydı.
Aşağılık soyguncular, kardeşlerinin Burak’ı ve Ayşenur’u
unutmadığını bilin. Panik içinde ortalıkta dolaşan
güvenlikçilerinize hiç güvenmeyin, onlar biraz önce dolar
kapışıyordu! Ellerinizdeki kanı görüyoruz, sizin “alan
memnun satan memnun”lu tüketim ayinlerinize soyulmaya
gelenlerle yaptığınız vicdansızlık ittifakı bunu örtemez!
Sonuç olarak, bu videolardaki görüntülerle
yaşadığımız topraklarda gaspçı sistemin pompaladığı insanlık
durumuna dair değişik açılardan analizler yapılabileceğini
düşünüyoruz.
Başlangıç olarak ise, bu, sadece adımlardan biriydi!
Hayatlarımızı gasp etmeye çalışanların
paralı-kanlı-iktidarlı yüzlerini teşhir edip özgürlükten ve
insanlıktan yana adımlar atmak ve hayalgücünü eyleme
geçirmek için şimdi bahar güneşinin eşliğinde havayı daha da
ısıtma zamanı! Zalimlerin gücüne karşı hayalgücü
eylemlerinin yaratılmasına hayalgücüyle katılmak isteyenlere
çağrımızdır: Haydi! Önümüzdeki günlerde daha atacak çok adım
var! İktidarların hayatlarımıza saldırdığı her yerde, tüm
saldırıların karşısında hayalgücümüzün ve öfkemizin özgürlük
ve hayat için ayakta olduğunu gösterelim.
Bütün ayrıntılar için:
 |